Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Artvin Şubesinin organize ettiği Eğitim-Öğretimde sorunlarımız panelinde konuşan Eğitimci- Yazar Feray Aytekin” Son 22 yılda eğitim alanında en zor ve kötü günler yaşadık ve maalesef yerel seçimlerden sonra olan sonuç bir nefes olsa bile bu zor günleri yaşamaya devam ediyoruz. Tabi sadece bizim ülkemizde değil dünyanın her yerinde hepimizin de bildiği gibi somut bir gerçek var ki yeni bir rejim inşası hayata geçirilmek isteniyorsa, buradaki temel araç ve temel olarak hedef aldıkları başlık eğitim oluyor.” Dedi.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Artvin Şubesinin organize ettiği Eğitim-Öğretimde sorunlarımızın tartışıldığı panel Artvin Barosu salonunda yapılırken. Panele Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Nurcan Ay Katırcı, Eğitimci Yazar Feray Aytekin, Veli-Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz, Artvinli eğitimciler, Artvinli öğrenci velileri, Eğitim sendikaları ve Artvinli STK’ların katıldığı panele, panelde konuşmacı olarak katılan Eğitimci Feray Aytekin konuşmasında şunları söyledi, 
Öğretmenim ve 25. Yılımı çalışıyorum ve öncelikle bu topraklarda eşit özgür ve kamusal eğitim mücadelesini ve bir memleket mücadelesini özgür ve laik memleket mücadelesini vermekten asla vazgeçmeyen bütün herkesi ve buradaki katılımcıları sevgiyle selamlıyorum. Aynı zamanda son 22 yıldır bu topraklarda zor günlerin geçirildiği oldu ve başta Cerratepe direnişi olmak üzere bu memleketin zor zamanlarında  bu memleketin her yeri gibi bu topraklarda olmak, Enver Karagözün, Metin Lokumcu’nun, Osman Lokumcu’nun ve devrimci öğretmenlerin toraklarında olmaktan büyük onur duyuyorum.
Gerçekten eğitim meselesi bu topraklar için hep güncellenen mesele ve en çok problem yaşanan meselelerden biriydi ama son 22 yılda eğitim alanında en zor ve kötü günler yaşadık ve maalesef yerel seçimlerden sonra olan sonuç bir nefes olsa bile bu zor günleri yaşamaya devam ediyoruz. Tabi sadece bizim ülkemizde değil dünyanın her yerinde hepimizin de bildiği gibi somut bir gerçek var ki yeni bir rejim inşası hayata geçirilmek isteniyorsa, buradaki temel araç ve temel olarak hedef aldıkları başlık eğitim oluyor. Ve bu son 22 yılda bu ülkenin öğretmenleri ve velileri olarak ve bu ülkenin yurttaşları olarak eğitim alanında yaşananları çok net bir şekilde gördük.

GAZETECİLERDEN BAŞKANLARA ZİYARET GAZETECİLERDEN BAŞKANLARA ZİYARET

 Birçok kişi okumuştur, Afganistan’da Taliban döneminde Parvana’nın hikâyesini. Parvana yine gerici ortamda eğitim hakkını kaybeden ve yine kadınların çalışma hakkının yasaklanmasıyla birlikte,  annesinin çalışamadığı ve babasının da savaşta ayağından yaralanması ve evin en büyüğü olması,  yine kız çocuğu olması nedeniyle çalışma hakkının olmaması nedeniyle erkek kılığına girerek eğitim hakkı elinden alınmış bir kız çocuğunun,  çocuk  yaşta çalışmak zorunda bırakılmış bir kız çocuğunun hikâyesi. Yine Malala  Kız çocuklarının eğitim hakkının alınması ve yine bizim ülkemizde bu günlerde tartışma konusu olduğu gibi. Afganistan’da önce karma eğitimin yasaklanmasıyla başlayan devamında kız çocuklarının eğitim hakkının yasaklanmasıyla birlikte eğitim hakkı mücadelesi verirken daha aslında çocuk yaşlarda gerici bir örgüt tarafından kurşunlanıyor ve bir hayat mücadelesi veriyor ama eğitim hakkı mücadelesinden vazgeçmiyor. 
Niye böyle bir başlangıç yaptım ve bunlar bize uzak hikâyeler gibi görünüyor. 22 yıl önce bize deseler deki bütün okullarda şuan okul öncesinden itibaren mescit zorunlu olacak, böyle bir durum bize ne kadar gerçek ve sahici gelirdi. Bize 22 yıl önce deseler deki bütün okullar onlarca tarikat tarafından kuşatılacak ve bize ne kadar sahici gelecekti. Bize deseler deki bütün okullar imam hatipleşecek, bütün eğitim kurumları imam hatip haline gelecek ve biz bunları daha da sıralayabiliriz. Böyle bir gerçeği yaşıyoruz ve yakın bir dönemde 6 yaşındaki çocukların evlendirildiği günleri yaşıyoruz. Yine kamusal eğitim hakkı, laik eğitim hakları ellerinden alındığı için en az bir buçuk milyon kız çocuğunun örgün eğitimin dışında olduğu ve yoksulluktan çaresizlikten kaynaklı. Ve biz bunu en net örneğini Aladağ’da yaşadık, ama Aladağ sadece çocuklar o acıyı yaşayıp ve yaşamlarını kaybetti diye biliyoruz oysa onlarca tarikat yapısına mecbur kalmış kız çocukları ve tüm çocukları konuşamıyoruz. Bir yandan Parvana’nın, Malala’nın hikâyesinin bize çok uzak bir hikâye gibi gelir şuan için. Ama son 22 yılda yaşadıklarımız ve 22 yıl önce bütün bunları bize söyleselerdi ne kadar gerçek olabilirdi dediğimizde şuan biz bu gerçeği yaşıyoruz bizim ülkemizde.
İki temel hak kesintisiz bir şekilde işletildi ve buda eğitimin piyasalaşması ve dinselleştirilmesi, yani paran varsa paran kadar eğitime ulaşabildiğini ve tamda sermayenin istediği gibi. Bir yandan da eğitimin dinselleşmesi ve tamda buna uygun bir aktördü aslında AKP dönemi ve bunun gereğini de fazlasıyla yerine getirdi 22 yıl boyunca. Şimdi geldiğimiz süreçte kamusal eğitimden bahsetmek mümkün mü ve daha bir ay önce Köy enstitülerinin yıl dönümüydü ve savaştan çıkmış bir ülke ve yine 2. Dünya savaşı koşullarında; tüm dünyada yoksulluk yaşanırken, kamusal ve laik eğitim hayata geçirildi. Şimdi başlığı  yoksuların çocukları olmak üzere yüzbinlerce çocuğun örgün eğitimden çıktığını konuşurken. O günlerde en yoksul köylerden çıkan yırtık çarıklarıyla şalvarlarıyla o çocuklar bu ülkeye gelecek inşa ettiler. Bu ülkenin eğitimcileri oldular, bu ülkenin şairleri oldular, yazarları oldular ve bu ülkenin aydınları oldular ve Köy enstitüleri bunları başardı.
Yine hatırlarsanız önceki haftalarda İstanbul’da ve basında da çıktı, çocuk İstanbul’da doğmuş büyümüş ama hiç denizi görememiş ve bayramda toplu ulaşım ücretsiz olduğu için ilk defa babasıyla birlikte denizi görmeye gelmiş. Sadece köy enstitülerinden bir örnek vermek istiyorum, her sene 20 gün nereye gideceklerini çocukların birlikte toplantı yapıp karar verdiği ve 20 gün tatil yapabilecekleri köy enstitülerinden bahsediyoruz. Parasız eşit kamusal eğitimden bahsediyoruz ve çocukların mandolinle enstrümanla halk türküleri çalabildiği eğitim alabildiği hem Mozart Bet ovan çalabildiği bir eğitimden bahsediyoruz. O okullarda yine basım evlerininim, matbaalarının olduğu okullardan bahsediyoruz. Dediğim gibi savaştan çıkmış ve yine savaş koşullarında olan bir ülkede, bütün dünya klasiklerinin çocukların okuduğu ve yine bütün senaryosunu çocukların kendi yazdıkları tiyatroları köy köy sergilediği bir eğitimden bahsediyoruz. O koşullarda ve şimdi ise baştan da söylediğim gibi parasızlıktan yoksulluktan kaynaklı çocukların akın akın okulları terk ettiği ve Türkiye tarihinin şuan en büyük okul terkleri yaşanıyor.”  

Editör: Editör Masası